UBIT’de son gün

Bugün 9 Aralık 2013’ten beri çalıştığım UBIT’de son günümdü. İlk işe başladığım günden bugüne kadar istisnasız herkes bir abi, abla ve kardeş edasıyla davrandığı için teşekkür etmeliyim. Yaşça genç ve tecrübesiz olmama rağmen sunduğum her düşünceye sonuna kadar değer veren insanlarla çalışmak kendini geliştirmek isteyen birisi için altın madenidir diyebilirim. 3 seneye yakın bu süreç içinde olağanüstü dostluklar, yüz güldüren anılar biriktirdiğim için çok mutluyum.

Ofiste ilk tanıştığım ve her ortamda abi olarak gördüğüm, gezgin ruhuna hayran olduğum, hayatı karikatür formatında yaşayan yıllanmış blogger Hasan Civelek’e;

İlk günden son güne tüm şakalarıma katlanan, yeri geldiğinde dertleşen yeri geldiğinde eğlenen, öğrenme sürecimde bana her türlü desteğini sunan -öğrettikten sonra bütün işleri bana kitlese de- Mustafa Alkan’a;

Tüm espri ve güzel kişiliğiyle gerek ofiste gerek sosyal hayatta bana kardeş gibi davranan Burak Özdemir’e;

Benden daha önce işten ayrılmış olsa da dostluğu ve muhabbetiyle hem iş hem okul hayatımda yanımda olan Hüseyin Kabil’e

Teknik bilgisi, araştırmaları ve tavsiyeleriyle bilgime güç katan WP gurusu Mustafa Uysal’a

Tüm iftar, halısaha organizasyonlarının yapımcısı ve ofisin eli, kolu ve daimi sesi Ercan Aldoğan’a

Sahip olduğu girişimci ruhuyla örnek teşkil eden, langırttaki baş rakibim Melih Gengönül’e

Şirinevlere taşındıktan sonra yürüme yollarında bana eşlik eden, harbi Galatasaraylı ve harbi delikanlı Mustafa Dilaver’e

Son aylarda görev aldığım STOYS projesinin zorlu adaptasyon sürecinde zaman ve sabırlarını benden esirgemeyen Burcu Balta ve Onur Şahin’e

Bir yönetici olmanın yanında herkesin abisi olan ve her zaman derdimize çözüm arayan Yusuf Önder Us, Yahya Şahin ve Erhan Şen’e

UBİT’te , UBIT’in kurucusundan daha uzun süre çalışmayı başarabilmiş, her türlü cihaz arızalarına yetişen çok yönlü yazılımcı ve balık adam Hakan Akmehmet’e

Geç buldum erken kaybettim diye hayıflandığım kısa zamanda dostluğunu gösteren Kerem Tekin, Eser Topçu ve Cansu Cebeci’ye;

Yardıma ihtiyacım olduğunda hemen masamda beliren, yaşını hiçbir zaman göstermeyen, müziğiyle bize başka dünyalardan başka duygular getiren Turgut Karahan’a

Ofisin yabancı dil çıtasını tavana çıkaran istatistiksel verileri ve gerçekçiliğiyle ofisi aydınlatan Amazon danışmanımız Salih Emre Sert’e; ( Geldik gidiyoruz bizim VPN olayı hala havada :P)

Çalışma azimleri ile herkesi etkileyen ofisin sessiz kahramanları OIS ekibine;

Bütün ofis Call Of Duty oynarken sonuna kadar ‘German’ olup beni yalnız bırakmayan, enteresan bölgelerde pusu kurabilme yeteneğine sahip, espri anlayışı, kişiliği ve hakiki dostluğuyla unutulmaz anılar bırakan kibar(_1!) kardeşim namıdiğer ‘Şehzade’ Ömer Bakırcı ve onun azimli yancısı kardeşim ve adaşım kaçak iPhone’cu Uğurcan Elveren’e;

Varlıklarıyla STOYS’a renk bize gülümseme katan Osman Yavuz ve Pınar Ece Aktan’a;

Tüm ofise bir anne şefkati gösteren Hümeyra Yücel ve Dilek Pekel’e;

Herkese de birşey bulmuş, listenin sonu yok galiba diye düşünenler yüzünden daha ismini sayamadığım tüm çalışma arkadaşlarıma birlikte çalıştığımız süreç içerisinde bana kattıkları bu çok değerli tecrübe için defalarca teşekkür ederim.

UBIT Veda Pastası

IMG_20160826_154828

IMG_20160826_175006

Csv2Arff

Bir süredir üniversite çatısı altında ağı izleyip makine öğrenmesi yöntemleri kullanarak saldırıları tespit etmeyi hedefleyen bir proje üzerinde çalışıyorum ve şu an proje kapsamında ihtiyaç duyduğum ve haftasonu hazırladığım ufak bir dönüştürücüyü paylaşmak istiyorum.

Elbette makine öğrenmesi yöntemleri deyince akla ilk gelen program Weka (bkz) dosya formatı ise arff(bkz) oluyor. Ancak biz projeye başladığımızda tüm verilerimizi CSV(bkz) formatında saklamıştık. Bu verileri Weka’ya aktarmak istediğimizde Weka’nın kendi dönüştürücüsü işimizi görüyordu. Ancak tüm yaptıklarımızı bir paket haline getirmek istediğimizde komut satırı üzerinde çalışan bir dönüştürücüye ihtiyaç duyduk. Dolayısıyla Weka’nın arayüz üzerindeki çalışma prensibini takip edip kendi dönüştürücümü python kullanarak hazırladım. Konuyla ilgilenen arkadaşların ihtiyacı olursa buradan ulaşabilirler.

Yaşanmış bir yıla son not

Uzun süredir yazmadığımı göz önünde bulundurunca, yeni yılı bahane edip, hayatımdaki köklü değişikliklere şahit olan 2015 yılına son bir not düşmek istedim.

Bu yılda yaşadığım en köklü değişiklik , doğup büyüdüğüm yer olan Soğanlık/Kartal’dan Şirinevler’e zorunlu olarak taşınmamdı. Her gün Esenler-Kartal arasında İstanbul şartları altında gidip gelmekte kurtulmak hoş olsa da aile sıcaklığını ve doğup büyüdüğünüz semti bırakmak oldukça zor. İnsan kendini yerçekiminin daha az olduğu bir dünyaya alışmaya çalışırken buluyor. Tutunmak kolay olmuyor. Bkz. Tutunamayanlar

Söylemeliyim ki öğrenci evine çıkmak farklı bir duygu. 21 sene ailenizle birlikte yaşadıktan sonra bazı sorumluluklarınızın farkına varıyorsunuz. Öyle kapı arkasına attığınız çorapları kaldıran birileri olmuyor mesela ya da mucizevi bir şekilde çamaşırları yıkanmış, ütülenerek dolabınıza gelmiş bir şekilde bulamıyorsunuz. Eskiden kendimi sorumlu bir insan olarak görürdüm, ancak şimdi sorumsuzluğumla anneme bazı haksızlıklıklar ettiğimi düşünüyorum.

Ayrıca bahsedilmesi gereken bir durum ise, bir günde İstanbul metrolarında geçirdiğim sürenin 3 saat 20 dakikadan ortalama 20 dakikaya düşmesi. Bunun neticesinde kendime daha fazla zaman ayırabildiğimi sanmayın. Eskiden haftada en az 1 saat klarnet çalmaya vakit ayırırdım, 2 günde birde olsa elime bir roman alırdım, 2 günde bir kız arkadaşımın yanına veya eski dostlarımın yanına giderdim, her akşam mutlaka bloglarda veya Hacker News’de takılırdım yada mesleki yazılar okurdum. Şimdi ise tüm sosyal hayatımı hafta sonuna sığdırmaya çalışıyorum. Not: Sanırım YTÜ Bilgisayar Mühendisliği 3. Sınıf öğrencilerinin çoğu böyle hissediyor.

Tabi ki tüm bunları 2015 yılını çok kötü geçirdim gibisinden duygularla yazmıyorum. Aksine ‘Ula 2015 ne ara bitti’ duygusuyla yazıyorum. Öz abim olarak gördüğüm Erhan Nasıroğlu, bir gün “Uğur 20 yaştan sonrası çok hızlı geçiyor” demişti, haklıymış.

Tüm bu süreç içerisinde iş hayatımda önemli ilerlemeler olduğunu söyleyebilirim. Artık mesleki bakışımın daha geniş olduğunu ve bazı boşlukları doldurabildiğimi söyleyebilirim. Ayrıca öğrenci evinde bulunmanın getirdiği güzel dostlukları da yabana atmamak gerekir.

Gerçekten çok yoğun olduğum ve zaman zaman çok zorlandığım bu dönemde bana en çok yardım eden, yükümü hafifleten, hatta bu dönemi atlatmamı sağlayan en önemli kişi kız arkadaşımdır. Hayatımda köklü değişikliklerin olduğu bu dönemde, bazı şeylerin değişmeyeceğini özellikle 2015 yılı olmak üzere son 6 yılda bana her fırsatta sabırla öğrettiği için ona teşekkür ederim. İyi ki varsın.

2016 yılında gerek sosyal hayatım başta gelmek üzere herkesin olduğu gibi benim de planlarım var.
Her yeni yıla girerken söylediğimi bu yıl ve beklentilerim içinde söylüyorum.

“Hayırlısı”.

“Nereden Başlamalısın?” Karmaşası

Üniversite derslerim ve iş yoğunluğu nedeniyle uzun süredir yazamasam da , sürekli olarak başka yazıları takip ediyordum. Bu sıralar vakit bulunca , neredeyse her yerde karşılaştığım “Nereden Başlamalıyım?” başlığına bir bakış açısı da ben kazandırmak isterim.

Kendi çevreme bakarak söyleyebilirim ki , üniversitelerin herhangi bir bölümünü kazanan bir öğrenci nereye yöneleceğini , vaktini nasıl değerlendirmesi gerektiğini gerçekten bilmiyor. İnsanlar büyük bir hevesle yazdığı bölümde ders görmeye başlayınca , özellikle mühendislik öğrencileri temel mühendislik derslerini alırken , bu hevesin yerinde yeller esiyor. Çevremdeki çoğu insan defalarca , “Ne yapacağız ki?” , “Henüz birinci sınıfız ne yapabiliriz ki?” diye sorular sormaktan kendini alamıyor.

Şu anki durumunuzun betimlemesini yaptıysak eğer , madde madde sizin için verimli bir sene geçirmenin yollarından bahsedelim.

(daha&helliip;)